Friday, December 3, 2010

Beyaz Saray'ın 50 yıllık görsel tarihi bir kitap ve belgeselde toplandı




'ABD Başkanı'nı pijamalı kim görebilir ?' sorusunun cevabı, eşi, çocukları  ya da varsa torunları diyorsanız, yanılıyorsunuz. Cevaba başkan fotoğrafçılarını da eklemeniz gerekiyor. National Geographic tarafından bugün piyasa sürülen 'Başkan'ın fotoğrafçısı; Oval ofiste 50 yıl' isimli kitap birbirinden ilginç fotoğraflarla Beyaz Saray'ın görsel tarihini ortaya koyuyor. 1963'ten bu yana Beyaz Saray'da görev yapmış beş foto muhabirle yapılmış röportajlarla birlikte sıradışı fotoğraflarla dolu kitap şimdiden çok ilgi çekeceğe benziyor. David Hume Kennerly (Gerald Ford), David Valdez (George H. W. Bush), Eric Draper (W Bush), Robert McNeely (Bill Clinton) ve Pete Souza'nın (Barack Obama) sıradışı anlarda çektikleri fotoğrafların toplandığı kitap aynı zamanda bir televizyon belgeseli olarak 24 Kasım'da ekranlarda olacak. Kitaptaki fotoğraflar arasında Kennedy suikastinin ardından başkanlık uçağında yemin eden Lyndon B. Johnson, Betty Ford'un bakanların toplantı yaptığı masada dans etmesi, Baba Bush'un karısı ve torunlarıyla yatak odasında çektirdiği fotoğraflar bulunuyor. Ulusal Radyo'ya(NPR) Baba Bush'un pijamalı fotoğrafıyla ilgili hatırasını anlatan David Valdez, Barbara Bush'un bir gün önceden kendisini davet ettiğini belirterek, başkanı yatakta yatarken ve etrafında torunlarıyla birlikte görüntülediğini kaydetti. Kitaptaki bir başka pijamalı fotoğraf ise David Hume’a ait. Başkan Nixon’ın istifa etmesiyle göreve gelen Gerald Ford'un mutfakta eşiyle birlikte biraz da salaş hallerini fotoğraflayan Hume, Nixon'ın o gün istifa ettiğini ve Ford ailesini Virginia'daki evinde bu fotoğrafı çektiğini söyledi. Ford ailesiyle tanışıklığının çok uzun yıllara dayandığını anlatan Hume, “Çok rahat ve hiç kibirli olmayan insanlardı. Onları güzel çekmek istediğimi de biliyorlardı.” diye konuştu. Başkan tarafından her yere girme şartıyla işi kabul ettiğini anlatan Hume, Ford'un hiçbir fotoğrafını eleştirmediğini kaydetti. Başkan'ın “Demokrat mısın, Cumhuriyetçi misin hiç sormadım ama sen de söyleme” dediği de anlattı.
' Başkan'ın fotoğrafçısı; Oval ofiste 50 yıl' belgeseli için kısa bir süre önce röportaj veren Başkan Obama,  bir gölge gibi kendisini takip eden Pete Souza ile ilişkisini, “Pete ile ilişkimiz uzun yıllardır evli kalan çiftlere benziyor. O aileden biri.” diye tanımlamıştı. Başkan Bush'u uzun süre fotoğraflayan Eric Draper da eski patronun son derece cömert biri olduğunu ifade ediyor. Draper, Bush ailesinin her Cristhmas'ta Camp David'e davet ettiğini ve her Şükran Günü’nde masada bir yeri olduğunu anlatyor. Draper Los Angeles Times'ta yayınlanan bir haberde, sekiz yıllık Bush döneminde 1 milyon fotoğraf çektiğini belirterek, “Fotoğraflarımda elden geldiğince sanatçı kişiliğimi yansıtmaya çalıştım. Fakat insanların şunu anlması gerekiyor, hislerimi kendime sakladım. Başkana ' Sayın başkan ben bu konuda şunu düşünüyorum' demek benim işim değildi.” diyor.
Beyaz Saray'da ilk kez sürekli bir foto muhabir ile çalışan başkan John F. Kennedy'di. 1963 yılından bu yana bütün başkanlar Beyaz Saray'da kendilerini sürekli takip eden bir foto muhabir ile dolaşıyor. 256 sayfalık John Bredar tarafından kaleme alınan  ' Başkan'ın fotoğrafçısı; Oval ofiste 50 yıl', kitap mağazaları ve internette 35 dolara satılıyor. 

Thursday, November 18, 2010

Christopher Morris ile iki gün


Christopher Morris'i basın sektöründe tanımayan yoktur. Savaş meydanlarından Beyaz Saray'a uzanan fotoğrafik yolculuğu ve her zaman yaptığı sıradışı işlerle şaşkınlık yaratan bu sıradışı gazeteci ile  geçtiğimiz günlerde fotoğraf dolu iki gün geçirdim. VII tarafından organize edilen ve Canon desteklediği  multimedia semineri gerçekten  çok faydalıydı. Morris, gerçekten anlamda mütavazi, paylaşımcı ve yetenekli. Çoğu kimsenin paylaşmaktan çekindiği  bilgileri bile hiç düşünmeden aktardığını rahatlıkla söyleyebilirim. İki gün boyunca birçok sıradışı iş izledim. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim photojournalistler için multimedia yeni bir çıkış. İşin ilginç yanı seminer sırasında Morris'in edit etmek için getirdiği görüntüler ilk elden beni ilgilendiriyordu.
Başkan Bush'u 8 yıl takip eden Morris'in Time dergisi için yaptığı son işi birlikte edit etmeyi teklif ettiğinde  görüntülerde Türkiye'den tanıdık birçok ismi göreceğim aklıma bile gelmemişti. Morris ile birlikte Obama-Erdoğan buluşmasını birlikte edit ettik. Morris, bugünlerde My America kitabının ikincisi için çalışıyor. Kitapta kullanmak istediği fotoğrafları bizimle de paylaştı. Bu sıralar daha çok moda fotoğrafları çeken Morris'in kısa bir süre sonra Türkiye'ye gideceğini şimdiden duyurmak isterim…..

Friday, November 5, 2010

http://mdemirci.com/

Uzun süredir yapmak istediğim değişiklikleri yaparak yeni web sayfamı yayına soktum. Hala üzerinde çalıştığım konular olsa da daha aktif bir web sayfası olacağı kesin. Bakın bakalım nasıl olmuş ?

Monday, April 19, 2010

Ethnic Media Watchdog Workshops


        Yazacak çok şeyim var demiştim; işte yazmaya devam ediyorum. Geçtiğimiz hafta gerçekten yoğundu. Haftasonuna yorgun girmeme rağmen uzun süre önce karar verdiğim Ethnic Media Watchdog Workshops 2010’a büyük bir keyifle katıldım. Geçtiğimiz cuma günü başlayan program, New York Times’ın görkemli yeni binasında gerçekleşti. Investigative  Reporters and Editors (IRE) tarafından organize edilen programı, Ford Foundation, New America Media gibi kurumlar destekliyor. New York Times’ın çok ciddi omuz verdiği workshop, NYT’ın şehir bölümü editörü David Gonzales’in World Vision's adlı yardım organizasyonun adını kullanarak  dolandırıcılık yapan kilise mensuplarının hikayesini anlatarak başladı. Bronx’ta dikkatini çeken bir işyeri tabelasından yola çıkarak yazdığı haberin geçtiği evreleri anlatan Gonzales, hikayeyi hala takip ettiğini kaydetti. Program’daki bir diğer dikkat çekici  seminer;  NYT’den Sewell Chan’ın anlattıklarıydı. Kısa bir süre önce Washington DC’ye transfer olan Sewell, şehir haber blog sayfasının nasıl hazırlandığını anlatarak; internetten nasıl faydalandıklarını çok detaylı bir şekilde aktardı. Ayrıca, referans olarak verdiği web sayfalarının hepsinin ABD’de hükümetinin interneti ne kadar verimli kullandığını da iyi bir örnekti.
Programa katılanların benimle birlikte ençok keyif aldığı seminerlerden biri video journalist Dave Frank’ın anlattığı ve gösterdikleriydi. 22 yıldır NYT’inin fotoğraf departmanında çalışan ve video departmanın kurulmasında önemli yeri olan Frank, AP ajansının eski fotoğraf editörlerinden. Dave Frank, 2007’den bu yana görüntülü haberler üretmesine rağmen ‘televizyon bile seyretmeyen biriydim şimdi video üzerine çalışıyorum’ diyerek geçirdiği dönüşüme kendisinin bile şaşırdığını ifade etti.

      İki gün süren Ethnic Media Watchdog Workshops’ta 14 gazeteci, bildiklerini 30 gazeteciyle paylaştı. İşte o gazetecilerden biri de bendim.

Tuesday, March 23, 2010

The New York Times’ın birinci sayfa toplantısına katılmak ister misiniz ?



The New York Times'ın nasıl bir gazete olduğu anlatmama gerek yok. Bu saygın gazete, son iki gündür yeni bir girişimle okurlarını birinci sayfa toplantısında konuşulanlara ortak etti. Her gün doğu yakası saatiyle 1.00 PM ile 2.00 PM arasında yayına verilen videoyla  NYT birinci sayfası için nelerin konuşulduğunu, toplantıya kaç editörün katıldığını görmekle birlikte gündemdeki haberlere dair yorumlar ve haberi hazırlyan muhabirlerin konuyla alakalı fikirlerini takip ediyorsunuz.

Friday, February 26, 2010

Snow in New York and Raghu Rai’s best shot


New York is under the snow. There is a good opportunity for snow shots in Central Park but today I am not going to talk about it. If you follow my blog you know how I promote good photographers and pictures. I wrote several things under this headline ‘Fotoğrafçılar ve hikayeleri’ (Photographer and their stories) couple of times. I realized that two days ago I am not alone to promote good photographers and pictures. The Guardian web site http://www.guardian.co.uk/ is doing the same thing and is a little bit more professional. The title called ‘My best shot’ and is written by Andrew Pulver. I am going to put the link here; http://www.guardian.co.uk/artanddesign/series/mybestshot. I hope one day I will be able to make a page for only such a good art in my newspaper. Anyway for now I am still putting good pictures on my blog so if you have a good picture and story please send me.


Raghu Rai's best shot

 When I was doing my second book, about old Delhi, I was in the habit of visiting the Jama Masjid, one of the oldest mosques in India. I used to meet a politician there called Saeed, a very nice guy. One day he said to me: "You should come with me and you won't believe your eyes."
We walked half a mile up the ridge behind the mosque to his house. ­Because of its position, you could see the whole city. It was a wonderful sight: you could see the mosque, the Red Fort, the old city. It was late ­summer and people were spending their ­afternoons on rooftops: young ­people ­flying kites, that sort of thing. I started shooting and kept going for two or three hours. But, fascinating though the panorama was, I thought something was missing. I couldn't ­connect with it in a human way.
Then, as the sun was setting, I walked down a staircase from the roof, and saw this young woman ­doing namaz, praying, in Saeed's ­cousin's house. I took four or five quick shots. I was lucky: it all came ­together, the light, the clouds, the landscape and the figure. I've never ­actually met the woman I photo­graphed, but after the picture won an award, I gave a print and a copy of my book to Saeed. I know the whole ­family was delighted with how it turned out.
I used to work for newspapers – ­until I realised that daily stories died a daily death. I felt an image must stay alive, live for itself, be ­timeless. Stuff in papers doesn't last. We have a ­beautiful word in Hindi, ­darshan, that sums this up. Literally, it means "seeing", but it's more ­seeing in totality, ­seeing the ­connections ­between things. ­Photography for me is a ­darshan of my country, and this picture is a ­particularly magical and intense ­experience. India is my canvas, my world.
CV
Born: Jhang, India (now Pakistan), 1942.
Inspirations: "Henri Cartier-Bresson. He has left so much for us to explore."
High point: "It is still coming. There is no time to relax."
Top tip: "The more you learn, the more you ­explore. I know one thing: they say genius is born not made, but genius has to be reborn every minute."